Erdal Şafak'tan 'Yürek Yakan Bir Ölüm Hikayesi'

Günlerdir yüreğime kor gibi bir ateş çöreklendi. Sönmek bir yana, gece-gündüz sadece yüreğimi, ruhumu değil, bilincimi, anılarımı,..

Günlerdir yüreğime kor gibi bir ateş çöreklendi. Sönmek bir yana, gece-gündüz sadece yüreğimi, ruhumu değil, bilincimi, anılarımı, kısaca hayatımı alev alev yakıyor.

O şirketimizin karınca ezmeziydi. Parmaklarının ucunda yürürdü kimseyi rahatsız etmemek için.

Pek konuşmazdı. Konuştuğunda, sohbet ettiğinde bile havadan sudan konuları seçerdi.

Kurbağaları ürkütmemek için.

Çünkü şirket CEO’ya iletmek için kulaklarını dikip sohbetleri dinleyen casuslarla kaynıyordu.

Sadece ama sadece bir "Aferin" ödülü için.

Muhalefetle ilgili bırakın bir cümleyi, bir kelimeyi ağzından kaçıranları rapor etmek için.

İşte o zaman "Aferin" çifte oluyordu!

CEO da övünüyordu: "Her servise adamımı koydum. Onlar benim kulaklarım. Benden habersiz öksüremezsiniz bile!"

Bir gün bir baktık yok.

İşine son verilmişti.

Galiba muhalif çevrelere biraz sıcak baktığı için.

Yine ayaklarının ucuna basarak ayrıldı.

Kimseyi rahatsız etmeden.

Kimseyi üzmeden.

Kimseyi ağlatmadan.

Gidiş, o gidiş. Şirkette onu bir daha gören olmadı.

Ne vedalaşma.

Ne dolabındaki ıvır-zıvırı toplama…

Onuru için burnundan kıl aldırmazdı.

Aldırmadı da.

---

Aylar sonra ölüm haberi duyuldu.

Kansermiş.

Son evresine 20 gün dayanabilmiş

Kapı dışarı edildiğinde kanseriyle boğuşuyormuş.

Hiç belli etmeden, hiç sezdirmeden.

O haliyle işini canla başla yapmaya çalışıyormuş.

---

Personel müdürü CEO’nun yanına çıktı.

-(Adını söyleyerek) “Ölmüş” dedi.

-Kim o?

-30 yılı aşkın süre boyunca şirketimize gece-gündüz hizmet eden biri.

-Eeee… Bana ne bundan? Çok istiyorsanız, binanın önünde bir tören düzenleyin…

-Sıkıntılı olur.

-Neden?

-Çünkü 10 ay önce kovdunuz.

Sustu.

Başını çevirdi. Mırıldandı: “Onu da mı kovmuşum…”

Personel müdürü CEO’nun aklından geçenleri hissetti: “Talimat verdiniz, ben de uyguladım…”

-Şirkette kaç kişi çalışıyor?

-2 bin kadar…

-Senin bu göreve geldiğinden beri kaç kişiyi kovduk?

-En az 200 kişi.

-Bu kadar çok insanın mı vebali var omuzlarımda?

-Benim de…

---

Sonuçta o fedakar, o cefakar, CEO ve ekibinin yönetime el koymalarından çok önceki yıllar boyunca da şirket için alın terini, göz nurunu dökmüş sessiz-sedasız emekçiye kurumun önünde veda töreni düzenlenmesine gerek duyulmadı. Düzenlenemezi zaten; skandal olurdu.

Cenazesi camiden sessizce uğurlandı.

Şirket yönetimi de olanca pişkinliğiyle medyaya "Acı kaybımız" başlığıyla vefat ilanları verdi.

Bakalım, onların ardından da "Vefat ve başsağlığı" ilanları veren çıkacak mı?