NATO Ve BM Tarihin Çöplüğüne Gönderiliyor

ABD’de idam cezasına çarptırılanlar yıllarca “Ölüm koridoru” denilen infaz bölümünde tutuluyorlar. NATO ve BM de şimdi o koridorda.

Eski dünya düzeninin artıkları, hatta atıkları olan NATO ve Birleşmiş Milletler artık ömürlerini tamamladı. Hatta serseri mayına dönüştü.

İkisini de dinleyen yok. Biraz ileri gideyim; “Takan” yok!

ABD’de idam cezasına çarptırılanlar yıllarca “Ölüm koridoru” denilen infaz bölümünde tutuluyorlar. NATO ve BM de şimdi o koridorda.

Hatta ABD infaz kurumlarında ölüm koridorlarında yıllarca bekleyen ve hayatlarını sürdürenlere “Ölü adam yürüyor” diyorlar.

NATO ve BM de ölü adam yürüyüşünde. Dahası adım adım emekliyorlar. Sona doğru.

---

NATO TAM anlamıyla “Bostan korkuluğu”na dönüştü.

Çok somut bir örnek vereyim: Geçen yıl Estonya’da düzenlenen, hem ittifakın savunma ve saldırı planlarının test edildiği, hem de Rusya’ya bir parça gözdağı vermek için düzenlenen tatbikat tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Sanki bu gözdağı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in umurundaymış gibi…

12 müttefik ülkeden 16 bin askerin katıldığı bu geniş kapsamlı tatbikatta Ukraynalı drone uzmanları da yer aldı. NATO güçleri bir tek Ukrayna drone’u bile düşüremediler.

Sonuç: NATO güçleri drone’lara karşı savunmasız. Dahası olası bir saldırıda sapır sapır dökülecekler.

Hatta, Rusya karşısında bocalayan Ukrayna ordusunun NATO güçlerinden çok daha dirençli olduğu belirlendi.

Bu da NATO’nun gövdesi çürümüş kof bir ağaçtan başka bir şey olmadığı anlamına geliyor.

Ayrıca üye ülkelere “Olası bir savaşta NATO’ya pek bel bağlamayın” uyarısı gönderilmiş oluyor. Putin’in canına minnet.

Zaten ABD Başkanı Donald Trump da “NATO’yu çok kötü günlerin beklediğini” söylüyor ve ekliyor: “NATO’ya artık ihtiyacımız yok! Hiçbir müttefikimize bel bağlamıyoruz!”

---

Gelelim Birleşmiş Milletler’e…

Ne ABD, ne de İsrail, İran’a karşı savaş açarken bu kararlarını Birleşmiş Milletler’e getirmediler. Dahası, Birleşmiş Milletler’i bilgilendirmeye bile tenezzül etmediler. Argo deyimle, “İplemediler.”

Çünkü ikisi de kendilerini yasaların, hatta uluslararası hukukun üstünde görüyorlar.

ABD 1991’deki Körfez Savaşı’nda, hatta 2003’teki Irak Savaşı’nda uluslararası hukuka minimum düzeyde de olsa saygı göstermek için, dost ve müttefik ülkelerden mümkün olduğunca geniş bir koalisyon oluşturmayı önemsemişti.

İran savaşında ise ne ABD Başkanı Donald Trump, ne de ortağı İsrail Başbakanı Binyamin Netahyanu böyle bir arayışa girmediler.

Çünkü dünya kamuoyunun şu veya bu yöndeki tepkileri umurlarında değildi.

Bu da İran savaşında NATO’yu safdışı bıraktı. Birleşmiş Milletler’i de.

Söyler misiniz; NATO ve BM ne işe yarıyor?