<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Günün İçinden Haberler – Son Dakika ve Güncel Haberler</title>
    <link>https://www.gununicinden.com</link>
    <description>Dünya'dan son dakika haberleri, siyaset, ekonomi magazin ve gündem gelişmeleri Günün İçinden’de. Türkiye nöbetçi eczane listesi, namaz vakitleri, anlık hava durumu, ulaşım ve şehir yaşamına dair tüm güncel bilgiler burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gununicinden.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 12:56:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Pankreas Kanserinde Çığır Açıcı Tedaviyi Onayladı]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/abd-pankreas-kanserinde-cigir-acici-tedaviyi-onayladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/abd-pankreas-kanserinde-cigir-acici-tedaviyi-onayladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, 26 Ağustos 2026’da pankreas kanserinin en yaygın türü olan metastatik pankreas adenokarsinomu için daraxonrasib adlı ilacı onayladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 26 Ağustos 2026’da pankreas kanserinin en yaygın türü olan metastatik pankreas adenokarsinomu için daraxonrasib adlı ilacı (ticari adı Rasonque) onayladı.</h2>

<p></p>

<p>Bu, ilk sınıf RAS inhibitörü olarak tanımlanıyor ve “çığır açıcı” olarak nitelendiriliyor. İlaç, pankreas tümörlerinin yaklaşık %90-95’inde bulunan ve tümör büyümesini tetikleyen RAS (özellikle KRAS) proteinlerini hedef alıyor. Günlük hap olarak kullanılıyor.</p>

<p></p>

<p>Onay, daha önce en az bir sistemik tedavi almış veya çoklu ajan kemoterapiye uygun olmayan yetişkin hastalar için verildi. 500 hastanın katıldığı faz 3 klinik çalışmada (RASolute 302), ilacı alanlarda medyan genel sağkalım 13,2 ay olurken, standart kemoterapi alanlarda bu süre 6,7 ay olarak ölçüldü. Yani hayatta kalma süresi kabaca iki katına çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>İlerleme-free sağkalım da benzer şekilde iyileşti. FDA, sonuçları “karşılanmamış yüksek ihtiyaç alanında görülmemiş” diye niteleyerek onay sürecini 6,5 ay öne çekti.</p>

<p></p>

<p>Önemli notlar:</p>

<p></p>

<p>Bu bir kür değil, yaşam süresini uzatan ve hastalığı yavaşlatan bir seçenek.</p>

<p></p>

<p>Yaygın yan etkiler arasında döküntü, ishal, bulantı, yorgunluk ve kusma yer alıyor.</p>

<p></p>

<p>ABD’de aylık liste fiyatı yaklaşık 39.800 dolar olarak açıklandı; sigorta ve yardım programları maliyeti düşürebilir.</p>

<p></p>

<p>Pankreas kanseri genellikle geç teşhis edildiği için agresif seyrediyor; bu onay, onlarca yıldır sınırlı kalan tedavi seçeneklerinde önemli bir adım olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/abd-pankreas-kanserinde-cigir-acici-tedaviyi-onayladi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1pankread.jpg" type="image/jpeg" length="51223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak Sağlığı İçin Bu 5 Besinden Uzak Durun]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/bagirsak-sagligi-icin-bu-5-besinden-uzak-durun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/bagirsak-sagligi-icin-bu-5-besinden-uzak-durun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağırsak sağlığı üzerine çalışan gastrointestinal fizyolog Jordan Haworth, sindirim sisteminin sağlığını korumak için tüketmekten kaçındığı 5 gıdayı açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bağırsak sağlığı uzmanı açıkladı: Bu 5 gıdayı asla yemiyorum</h2>

<p></p>

<p><strong>Bağırsak sağlığı üzerine çalışan gastrointestinal fizyolog Jordan Haworth, sindirim sisteminin sağlığını korumak için tüketmekten kaçındığı 5 gıdayı açıkladı. Listede, sağlıklı olduğu düşünülen bazı besinlerin yanı sıra çiğ tüketilen besinler de var.</strong></p>

<p></p>

<p>İngiltere merkezli<i> Functional Gut Clinic'te </i>görev yapan Haworth, yaklaşık 10 yıldır sindirim sistemi sorunlarının altında yatan nedenler üzerine çalışıyor. Newsweek'e konuşan uzman, bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını, <strong>ruh hali, metabolizma, cilt ve bağışıklık sistemiyle de</strong> ilişkili olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Haworth'a göre bağırsak sağlığını korumak için pahalı probiyotik takviyelere yönelmek gerekmiyor. Uzman, bunun yerine<strong> lif, polifenoller ve fermente gıdaları</strong> öne çıkarıyor.</p>

<p></p>

<p>Fasulye, yulaf, elma, armut, tam tahıllar, chia tohumu gibi lif kaynaklarını, yanı sıra yaban mersini, kırmızı lahana, kahve, bitter çikolata ve zeytinyağı gibi polifenol içeren gıdaları ve yoğurt, kefir, kimchi ve lahana turşusu gibi fermente ürünleri "bağırsak sağlığının temelleri" arasında sayıyor. Yeterli uyku, stres yönetimi ve haftada en az 150 dakika egzersiz yapılmasını da öneriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Haworth'ın 'asla yemem' dediği 5 gıda ise şunlar:</strong></p>

<p></p>

<p><strong>1. Çiğ istiridye</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haworth'un listesinin ilk sırasında çiğ istiridye var. İstiridyelerin filtre ederek beslendiğini ve çevresindeki <strong>sudaki bakteri ve diğer patojenleri </strong>bünyelerinde biriktirebildiğini söyleyen uzman, çiğ istiridye tüketmek yerine pişirilmiş ürünleri tercih edeceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>2. Az pişmiş dana burger</strong></p>

<p></p>

<p>Uzmanın kaçındığı ikinci gıda, içi az pişmiş dana burger. Haworth, hamburger köftesinin biftekten farklı olarak kıyılmış etten hazırlanmasına dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Etin yüzeyinde bulunan bakteriler, </strong>kıyma işlemi sırasında köftenin tamamına yayılabildiği için burgerin içinin de yeterince pişirilmesinin önemli olduğunu söylüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>3. Suşi</strong></p>

<p></p>

<p>Haworth'un listesindeki üçüncü gıda suşi. Suşi yapımında kullanılan balıkların genellikle parazitleri öldürmek amacıyla<strong> derin dondurma</strong> işleminden geçirildiğini belirten uzman, bunun tüm bakteriyel riskleri ortadan kaldırmadığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Özellikle uzun süre raflarda beklemiş, yüksek oranda indirimli suşiler konusunda dikkatli olunmasını öneriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>4. Filizler</strong></p>

<p></p>

<p>Sağlıklı beslenmeyle özdeşleştirilen filizlendirilmiş tohumlar da listede. Soya filizi, brokoli filizi gibi yenen filizlerin <strong>düşük kalorili, lif, vitamin, mineral ve sülforafan </strong>gibi bileşikler açısından zengin olduğunu kabul eden Haworth, üretim koşullarının gıda güvenliği açısından risk oluşturabileceğini savunuyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmana göre, filizlerin sıcak ve nemli ortamlarda yetiştirilmesi bakterilerin çoğalması için uygun koşullar oluşturabiliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>5. Hazır paketli salatalar</strong></p>

<p></p>

<p>Listenin en şaşırtıcı maddesi ise hazır paketlenmiş salatalar. Haworth, bu ürünlerde hasat, işleme, paketleme ve taşıma aşamalarının her birinin kontaminasyon için yeni bir fırsat yaratabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de yapraklı yeşillikler ve diğer çiğ ürünlerin, pişirilmeden tüketilmeleri nedeniyle<strong> gıda zehirlenmesi salgınlarında </strong>sıklıkla ilişkilendirilen gıdalar arasında bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>Haworth, farklı kaynaklardan gelen çeşitli yeşilliklerin aynı pakette bir araya gelmesinin <strong>çapraz bulaşma ihtimalini</strong> artırabileceğini söylüyor.</p>

<p></p>

<p>Haworth'un yayın organıyla paylaştığı, yaklaşımına göre bağırsak sağlığını korumak, tek tek "mucize" gıdalara veya takviyelere odaklanmaktan çok, lif ve fermente gıdaları içeren dengeli bir beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve gıda güvenliğine dikkat etmekle ilişkili.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/bagirsak-sagligi-icin-bu-5-besinden-uzak-durun</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1susi.jpg" type="image/jpeg" length="10140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kovid Bünyedeki Uyuyan Virüsleri Uyandırıyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/kovid-bunyedeki-uyuyan-virusleri-uyandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/kovid-bunyedeki-uyuyan-virusleri-uyandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Teksas Üniversitesi bilim insanlarının araştırmasına göre “Kovid-19” en sağlıklı insanlarda bile uyuyan virüsleri uyandırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>ABD’de Teksas Üniversitesi bilim insanlarının araştırmasına göre “Kovid-19” en sağlıklı insanlarda bile uyuyan virüsleri uyandırabiliyor.</h2>

<p></p>

<p>Bu sonuca “Kovid” nedeniyle hastaneye kaldırılan kişilerin en az yarısında gözlenen bulgularla ulaşıldı.</p>

<p></p>

<p>İnsan bünyesinde uyuyan çok virüs var. Bunlar hastalık veya stres dönemlerinde uyanıyorlar.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Virüslerin “Kovid-19” enfeksiyonunda uyanmaları daha önce de gözlenmişti. Doktorlar bunu hastanın bağışıklık sisteminin açık vermesin bağlamışlardı. Ancak bağışıklık sistemi güçlü hastalarda da gözlenince virüslere bakış değişti.</p>

<p></p>

<p>Virüslerin uyanması hastanın durumunu daha da kötüleştiriyor ve ölüme kadar götürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/kovid-bunyedeki-uyuyan-virusleri-uyandiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1korona.jpg" type="image/jpeg" length="32916"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'den Devrim Niteliğinde İlaç Geliştirmesi Futboldan..]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/abdden-devrim-niteliginde-ilac-gelistirmesi-futboldan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/abdden-devrim-niteliginde-ilac-gelistirmesi-futboldan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 27 yıllık araştırmalar sonunda “Protac” denilen bir ilaç grubu geliştirildi. İşte detaylar....]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>ABD’de 27 yıllık araştırmalar sonunda “Protac” denilen bir ilaç grubu geliştirildi.</h2>

<p></p>

<p>Bu ilaçlar sadece bir çok hastalığa neden olan proteinleri blöke etmekle kalmıyor, tümüyle köklerini kazıyor. Bu da tedavisi olmayan bir çok hastalıkta yeni bir çığır açacak.</p>

<p></p>

<p>İlaç sektöründe bir devrimin eli kulağında. “Protac” (Proteolysis-targeting chimeras) denilen ve vücuttaki doğal vitaminlerin bozulmasını engelleyen küçük moleküllerden oluşan bir ilaç. ABD’de onaylandı. İlk testler de bu karara hak verdi.</p>

<p></p>

<p>Bu devrimi anlamak için günümüzdeki ilaçların işleyişinden başlamak gerekiyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaçların çoğu bir hastalığın üstündeki bir proteine odaklanıp onu durdurmaya çalışıyor. İnsan vücudu bir futbol maçıysa klasik ilaçlar akınları önlemek için defans oyuncuları işlevini görüyor.</p>

<p></p>

<p>Ancak karşı takımın hücum oyuncuları baskın gelirse defans oyuncuları çözülüyor. Sonrası, gol! Yani, ölüm!</p>

<p></p>

<p>“Protac”ın amacı oyunun kurallarını değiştirmek. Defans oyuncuları artık kalelerini korumakla kalmayacak, hakem rolünü üstlenerek karşı tarafın oyuncularını saha dışına atacaklar.</p>

<p></p>

<p>Vücutta saha dışına atılacak oyuncu, hastalığa neden olan protein. Bir başka deyişle, “Protac” klasik ilaçlar gibi hastalık nedeni proteini bloke etmiyor, saha, yani vücut dışına atıyor. Daha doğrusu hücreye “Bunu imha et” komutu göndererek hastalık nedeni vitamini yok ettiriyor.</p>

<p></p>

<p>“Protac”, Craig Cewa ve Raymond Deshaies adlı iki araştırmacı tarafından 1998’de düşünüldü. 28 yıl sonra onay alarak hedeflerine ulaştılar. Tıp çevreleri bu gelişmeyi son yarım yüzyılın en büyük buluşu diye nitelendirdiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/abdden-devrim-niteliginde-ilac-gelistirmesi-futboldan</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1ail.jpg" type="image/jpeg" length="26206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İtalya'da Bir Köpek Kanser Teşhisi Koyuyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/italyada-bir-kopek-kanser-teshisi-koyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/italyada-bir-kopek-kanser-teshisi-koyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı köpekler sahiplerinin hissetmedikleri kokuları alıyorlar. Bu bazı kez bir tümörün keşfedilmesine kadar gidebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bazı köpekler sahiplerinin hissetmedikleri kokuları alıyorlar. Bu bazı kez bir tümörün keşfedilmesine kadar gidebiliyor.</h2>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doktorlar şimdi köpeklerin hastalığın keşfinde ne kadar yardımcı olabileceklerini anlamaya çalışan araştırmalarını yoğunlaştırmaya başladılar.</p>

<p></p>

<p>İtalya’nın Ligurya bölgesinde “Joy” adlı Labrador cini köpek sahibi kadında pankreass kanserini keşfedip hastaneye gitmesini sağladığı için ödüllendirildi.</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları köpeklerin bu yeteneğini sahibinin nefesinde tümrlerin salgıladığı kokuya ve de vücudun kokusundaki değişikliğe bağlıyorlar.</p>

<p></p>

<p>İtalya’nın Trevise bölgesinde Barbara Guerra adlı bir kadın 2 yaşındaki Labrador cinsi köpeğinin hergün sık sık gelip karnını kokladığını farketti. Hem de hep aynı yeri. Haftalarca süren bu koklama sonucunda doktora gitmeye karar verdi. Sonuç: Pankreasında tümör vardı. Ameliyatla alınıdı ardından kemoterapi uygulandı.</p>

<p></p>

<p>Köpeğin dikkati ve hassasiyeti Barbara’nın hayatını kurtarmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/italyada-bir-kopek-kanser-teshisi-koyuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1kankop.jpg" type="image/jpeg" length="37897"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni İddia Alzheimer Hastalığı Ağızda Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/yeni-iddia-alzheimer-hastaligi-agizda-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/yeni-iddia-alzheimer-hastaligi-agizda-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alzheimer ile ilgili olarak hem şaşırtıcı, hem de ürkücü bir buluş ortaya çıktı: Hastalığın kaynağı ağızdaki bir bakteri olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Alzheimer ile ilgili olarak hem şaşırtıcı, hem de ürkücü bir buluş ortaya çıktı: Hastalığın kaynağı ağızdaki bir bakteri olabilir.</h2>

<p></p>

<p>“Diş etlerinin çevresinde hastalığa yol açan bir bakteri (Bilimsel adı <strong><i>Porphyromonas gingivalis</i></strong>) olan bakteriye Alzheimer’e yakalanmış olanların beyinlerinde rastlandı. Bu da hastalığın nedenlerini araştırma çalışmalarında yeni bir bakış açısı yaratabilecek gibi görünüyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alzheimer beynin çalışmasının bozulmasından öte bir hastalık olabilir. Çünkü yıllardır yeni bir teori hızla taraftar kazanıyor: “Alzheimer aslında bir enfeksiyon”.</p>

<p></p>

<p>Bu enfeksiyonun kaynağının da ağzımızda bulunduğu savunuluyor. Enfeksiyona diş etlerine musallat olan bir bakterinin neden olduğu belirtiliyor. Bakteri beyine doğru yürüyünce Alzheimer ortaya çıkıyor. Çünkü bakteri beyine iyice yerleşip çoğalınca, hastalık kendini gösteriyor. O zaman da iş işten geçmiş oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/yeni-iddia-alzheimer-hastaligi-agizda-basliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1alz.jpg" type="image/jpeg" length="65923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahverengi Ve Beyaz Yumurta Arasında Ne Fark Eder?]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/kahverengi-ve-beyaz-yumurta-arasinda-ne-fark-eder</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/kahverengi-ve-beyaz-yumurta-arasinda-ne-fark-eder" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanlarına göre kahverengi ve beyaz yumurtalar arasında kalite ve besin değeri açısından hiçbir fark yok.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bilim insanlarına göre kahverengi ve beyaz yumurtalar arasında kalite ve besin değeri açısından hiçbir fark yok.</h2>

<p></p>

<p>İlk bakışta beyaz ve kahverengi yumurtalar sanki 2 farklı yumurta türüymüş gibi görünüyor. Biri doğal, diğer, endüstriyel olarak algılanıyor. Bu tümüyle tüketim alışkanlıklarının sonucu. Bugün bile bu etki devam ediyor.</p>

<p></p>

<p>Ancak bilim insanları 2 renk yumurta arasındaki farkın arasında basit bir biyolojik bir mekanizma olduğunu belirlediler.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani, yumurtanın renginin kalitesiyle ilgisi yok. Yumurtanın rengi sadece tavuğun ırkına bağlı. Beyaz tüylü tavuklar beyaz yumurtluyorlar. Kızıl renkli tavukların yumurtaları ise kahverengi oluyor. Bu kadar basit.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/kahverengi-ve-beyaz-yumurta-arasinda-ne-fark-eder</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1egg.jpg" type="image/jpeg" length="41573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzenli Peynir Tüketimi Demans Riskini Azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/duzenli-peynir-tuketimi-demans-riskini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/duzenli-peynir-tuketimi-demans-riskini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya’da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, özellikle yaşlı insanlarda düzenli peynir yemenin demans riskini azalttığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Japonya’da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, özellikle yaşlı insanlarda düzenli peynir yemenin demans riskini azalttığını gösterdi.</h2>

<p></p>

<p>Dünya nüfusu yaşlandıkça demans sorunu büyüyor. Son verilere göre günümüzde 50 milyonu aşkın kişi bu hastalıkla mücadele ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu sayının 2050’ye kadar üçe katlanacağını düşünüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bu sorunu göğüslemeye çalışan ülkelerin başında Japonya geliyor Çünkü en hızlı yaşlanan ülke o. 65 ayşın üstündeki nüfusun yüzde 12,3’ü demans hastası. Tedavi edici yöntem bulamayan doktorlar, hastalığa neden olabileceği kuşkusuyla beslenme rejimlerin yöneldiler.</p>

<p></p>

<p>İki Japon üniversitesinin ortak araştırması düzenli peynir yiyenlerin demansa karşı bir ölçüde koruma sağladıklarını gösterdi. Peynir tüketiminin çok az olduğu bir ülke için şaşırtıcı bir sonuç.</p>

<p></p>

<p>Araştırma 65 yaş ve üstünde olan ve evde yaşayan 7 bin 914 kişiyi kapsıyor. Sonuç; Peynir bir yana konulsa bile, dengeli beslenmek demans riskini ya da en azından ilerlemesini azaltabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/duzenli-peynir-tuketimi-demans-riskini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1demans-1.jpg" type="image/jpeg" length="66327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat Şimdi De Uçan Kene Çıktı]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/dikkat-simdi-de-ucan-kene-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/dikkat-simdi-de-ucan-kene-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[O da feci ısırıyor, o da yerdeki keneler gibi kanla besleniyor. Diğer adı: “Geyik sineği”. İşte detaylar..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>O da feci ısırıyor, o da yerdeki keneler gibi kanla besleniyor. Diğer adı: “Geyik sineği”.</h2>

<p></p>

<p>Yaz gelince kenelein şenliği başlıyor, tarlalarında çalışanlarai hayvablarını otlatanlara ve ormanda gezinti yapanlara musallat oluyorlar. “Geyik sineği” denilen uçan kenelerin ısırığı pek ölümcül değil. Yeter ki, alerjiniz olmasın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Keneler, bilindiği gibi. Isırıklarıyla ve kan emmeleriyle “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi”n e yol açıyorlar ve dikkatli çıkarılmazsa ölüme kadar götürüyorlar. Öbür adı “Lyme” olan bu enfeksiyon hastalığının belirtileri şunlar: “Birden fırlayan ateş, baş ağrısı, yorgunluk…”</p>

<p></p>

<p>Tedavi edilmezse “Nörolojik” ve “Kalp sorunları” gibi çok ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Daha sonrası ölüm… Tek tedavisi antibiyotik kullanmak. Ancak zararsız diye tanımlanan ve “Geyik sineği” denilen uçan kene ısırığına hedef olunursa derhal bir doktora başvurmak çok önem taşıyor. Ne olur, ne olmaz…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/dikkat-simdi-de-ucan-kene-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1kene.jpg" type="image/jpeg" length="74135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas Yapmak İçin Rejim Yaptı Olanlar Oldu]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/kas-yapmak-icin-rejim-yapti-olanlar-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/kas-yapmak-icin-rejim-yapti-olanlar-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman “Tele-realite” programının ünlüsü 27 yaşındaki Wilson kas geliştirmek için yaptığı rejim sonrası inanılmaz bir hastalığa yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Alman “Tele-realite” programının ünlüsü 27 yaşındaki Wilson kas geliştirmek için yaptığı rejim sonrası inanılmaz bir hastalığa yakalandı.</h2>

<p></p>

<p>Wilson 6 aydır uyguladığı rejime son vemek için tatili fırsat bildi. 10 kilodan fazla vermişti. Hemen canının çektiği şeylere kaşık sallamaya başladı. Ancak kısa bir süre sonra yemek zevki işkenceye dönüştü. Çünkü doymak bilmiyordu. “O kadar çok yiyorum ki çoğu kez kusuyorum” diyor.</p>

<p></p>

<p>Kendini sporla tedavi etmeye kalkıştı. Bu durumu daha da kötüleştirdi. Yeniden rejim yapmak istedi, o da olmadı. Şimdi bir kısır döngü içinde: Yedikçe kilo alıyor, kilo aldıkça daha çok yiyor. Artık aklında “Ne yesem”den başka bir şey yok.</p>

<p></p>

<p>Sosyal medya aynı durumu yaşayan kişilerin anılarıyla dolu. İşte bir, iki örnek:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-“Yıllardır bununla boğuşuyorum. Kolay kolay geçmiyor.”</p>

<p></p>

<p>-“Ben de çok spor yapıyor, az yiyordum. Sonra biraz hile yapmak istedim. İştahım o kadar açıldı ki, 1,5 yıldır bastırmaya çalışıyorum.”</p>

<p></p>

<p>“Riverdale” dizisindeki oyunuyla tanınan Yeni Zelandalı 29 yaşındaki aktör KJ Apa ise şöyle konuşuyor:</p>

<p></p>

<p>“Çekimler sırasında birdenbire iştahım açıldı. Doymak bilemez hale geldim. Bir gece hamburger sipariş ettim. Daha yarısını yemeden kusmaya başladım. Ancak 20 dakika sonra yeniden acıktım. Bu sefer kalanı yedim. Sonra yine kustum.”</p>

<p></p>

<p>Doktorlar bunu “Beslenme bozukluğu” diye tanımlıyorlar.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/kas-yapmak-icin-rejim-yapti-olanlar-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1kas.jpg" type="image/jpeg" length="48422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Kilo Kanser Riskini Neden Artırıyor?]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/asiri-kilo-kanser-riskini-neden-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/asiri-kilo-kanser-riskini-neden-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre aşırı kilo, sanılandan çok daha fazla kanser vakasıyla bağlantılı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Yeni bir araştırmaya göre aşırı kilo, sanılandan çok daha fazla kanser vakasıyla bağlantılı olabilir. Özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın, kadınlarda kanser riskini artırdığı bildiriliyor.</h2>

<p></p>

<p>DW'de yer alan habere göre; Bağırsak kanseri, <strong>meme kanseri</strong> ya da karaciğer kanseri: Fazla kilo ve <strong>obezite</strong>, bu kanser türlerine yakalanma riskini artırıyor. Bunun dışında on farklı kanser türünde de riskin yükseldiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.</p>

<p>Araştırmacılar bugüne kadar tüm <strong>kanser</strong> vakalarının yüzde 2 ila 8'inin aşırı vücut ağırlığıyla bağlantılı olduğunu varsayıyordu. Alman Kanser Araştırma Merkezi'nde (DKFZ) görev yapan epidemiyolog Hermann Brenner ve ekibinin yeni araştırması ise bu oranın düşük hesaplanmış olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Buna göre kanser vakalarının yüzde 11,5'e kadarı fazla kiloyla bağlantılı olabilir. Yani yaklaşık her on kanser vakasından biri vücuttaki fazla yağla ilişkili olabilir. Almanya merkezli Regensburg Üniversitesi'nden epidemiyolog Michael Leitzmann, araştırmaya kendisi katılmamış olsa da çalışmanın önemine dikkat çekiyor:</p>

<p>"DKFZ araştırmacıları yalnızca mevcut risk tahminlerini güncellemekle kalmadı, aynı zamanda <strong>fazla kilo</strong> ile kanser arasındaki ilişkinin bugüne kadar muhtemelen olduğundan düşük değerlendirilip değerlendirilmediğini de sorguladı."</p>

<p>Leitzmann, Epidemiyoloji ve Önleme Enstitüsü'nde beslenme, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ile kronik hastalıkların gelişimi arasındaki bağlantılar üzerinde çalışıyor. "Kanserden korunma ve erken teşhis" uzman komisyonunun bir üyesi olarak Alman Kanser Yardım Vakfı'na da danışmanlık yaptı.</p>

<p>Fazla kilonun kanserle bağlantısı yalnızca vücut ağırlığıyla açıklanmıyor</p>

<p></p>

<p><strong>Karın yağı kanser riskini özellikle artırıyor</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DKFZ ekibi, önceki araştırmalardan farklı olarak inceleme yöntemini değiştirdi. Geçmişteki çalışmalar, fazla kilonun göstergesi olarak katılımcıların vücut kitle indeksini (BMI) kullanıyordu. VKİ, kişinin boyu ve kilosu esas alınarak hesaplanıyor.</p>

<p></p>

<p>Sorun ise şu: BMI, yağ ve kas kütlesi arasında ayrım yapmıyor. Ayrıca vücuttaki yağın nerelerde biriktiği konusunda da bilgi vermiyor.</p>

<p>Oysa bu önemli. Çünkü yağın vücuttaki yeri de etkili. Karın çevresinde biriken yağ hücreleri, vücudun diğer bölgelerindeki gibi yalnızca fazla kalorilerin depolandığı pasif bir rezerv değil. Leitzmann, "Bunlar kronik iltihabi bir metabolik durumu tetikliyor" diyor.</p>

<p>Leitzmann, Epidemiyoloji ve Önleme Enstitüsü'nde beslenme, vücut kütlesi, fiziksel aktivite ve kronik hastalıkların gelişimi arasındaki ilişkiler üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Fazla karın yağı, adeta çeşitli sinyal molekülleri salgılayan bir bez gibi işlev görüyor. Bunlara adipokin adı veriliyor. Bu maddeler kan dolaşımı yoluyla vücudun farklı bölgelerine ulaşıyor ve oradaki başka metabolik süreçleri etkiliyor. Bunlar arasında hücrelerin büyümesi ve bölünmesi ile programlanmış hücre ölümünün engellenmesi de bulunuyor</p>

<p>Leitzmann, "Bunların hepsi <strong>tümörlerin</strong> ortaya çıkmasına ve daha sonra büyümesine katkıda bulunabilecek mekanizmalar" şeklinde konuşuyor.</p>

<p>DKFZ araştırmacıları bu nedenle BMI'nin yanı sıra bel çevresine ve bel-kalça oranına da odaklandı. Araştırmada İngiltere'deki sağlık veri tabanı UK Biobank'ta yer alan 458 bin 543 kadın ve erkeğin verileri kullanıldı. Katılımcılar ortalama 12 yıl boyunca takip edildi. Bu süre içinde 50 bin yeni kanser vakası ortaya çıktı.</p>

<p>Araştırmalar, özellikle karın bölgesinde biriken yağın kanser riskiyle daha güçlü bağlantılı olabileceğine işaret ediyor</p>

<p></p>

<p><strong>Önceki araştırmalar kanser riskini neden küçümsedi?</strong></p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar, önceki çalışmaların sonuçlarını etkileyebilecek bir başka yöntemsel sorunu da ortadan kaldırmak istedi: Kanser, teşhis edilmeden önce, yani henüz gelişim aşamasındayken bile kilo kaybına yol açabiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla önceki çalışmalarda obezite ile kanser arasında bağlantı kurulamamasının nedeni, araştırmaya katılan kişilerin henüz tanı konmamış ve gelişmekte olan bir kanser nedeniyle zaten kilo vermeye başlamış olması olabilir.</p>

<p>Bu nedenle ekip, katılımcıların araştırmaya dahil edilmesinden sonraki ilk yıllarda görülen kanser vakalarını değerlendirme dışı bıraktı. Yalnızca gözlem başladıktan en az yedi yıl sonra ortaya çıkan kanser vakaları dikkate alındı.</p>

<p>Böylece fazla kilo ile kanser arasındaki istatistiksel bağlantı daha belirgin hâle geldi.</p>

<p>Yeni analizler, fazla kilo ile kanser arasındaki ilişkinin sanılandan daha güçlü olabileceğine işaret ediyor</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlarda daha güçlü bağlantı bulundu</strong></p>

<p></p>

<p>Araştırma, fazla kilolu olup kansere yakalanan kadınların oranının erkeklerden daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Michael Leitzmann ise bu bulguların yorumlanması konusunda temkinli olunması gerektiğini söylüyor. Sonuçların tekrarlanıp tekrarlanmadığını görmek için benzer tasarıma sahip başka araştırmaların da yapılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Leitzmann yine de fazla kilonun kadınlar açısından neden daha ağır sonuçlara yol açabileceğine ilişkin bir olasılığa dikkat çekiyor.</p>

<p>Fazla kilo, meme, <strong>rahim</strong> ve yumurtalık kanserlerinin nedenleri arasında da gösteriliyor. Leitzmann, "Kadınları etkileyen bu kanser türleri hormonlara bağımlı" diyor.</p>

<p>Örneğin östrojen hormonu meme kanserinin büyümesini teşvik edebiliyor. Vücuttaki fazla karın yağı da östrojen seviyesinin yükselmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Araştırma, fazla kilo ile kanser arasındaki bağlantının kadınlarda daha güçlü olabileceğine işaret ediyor. Özellikle karın bölgesindeki yağlanma, risk değerlendirmesinde öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Fazla kilonun önlenmesi kanser vakalarını belirgin biçimde azaltabilir</strong></p>

<p></p>

<p>Epidemiyolog Michael Leitzmann'a göre, fazla kilonun kalp-damar hastalıkları veya tip 2 <strong>diyabet</strong> riskini artırdığı artık çoğu kişi tarafından biliniyor.</p>

<p>Bunun tersi de elbette geçerli: Kilosunu azaltan kişi, kalp krizi, inme ya da diyabet riskini de düşürüyor.</p>

<p>DKFZ araştırması obezitenin yol açtığı daha yüksek riske dikkat çekse de Leitzmann, araştırma sonuçlarının ortaya koyduğu asıl fırsata odaklanıyor:</p>

<p>"Benim için buradan çıkan sonuç çok açık: Obezitenin önlenmesiyle kanserden korunmaya bugüne kadar düşündüğümüzden çok daha büyük katkı sağlayabiliriz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DW</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/asiri-kilo-kanser-riskini-neden-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1obez.jpg" type="image/jpeg" length="67295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlginç Gelişme Salatalıkta Et Proteini Üretildi]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/ilginc-gelisme-salatalikta-et-proteini-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/ilginc-gelisme-salatalikta-et-proteini-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de Londra Kraliyet Koleji araştırmacıları salatalıkta ete tadını ve rengini veren “Myoglobin” proteini üretmeyi başardılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>İngiltere’de Londra Kraliyet Koleji araştırmacıları salatalıkta ete tadını ve rengini veren “Myoglobin” proteini üretmeyi başardılar.</h2>

<p></p>

<p>Dünyada ete alternatif ürünler piyasasının yıllık cirosu 8 milyar Euro’yu geçiyor. Ancak bifteğin tadını, kokusunu özleyen de çok. Bu tadı ve kırmızı rengi bir molekül veriyor. Bu molekün adı “Myoglobin”.</p>

<p></p>

<p>İngiltere’deki Kraliyet Koleji araştırmacıları domuzdan aldıkları “Myoglobin”i salatalığa nakletmeyi başardı. Böylece bir sebzede hayvansal tad ve protein almanın yolu açıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bir başka deyişle, salatalık yerken biftek tadı ve proteini alınabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/ilginc-gelisme-salatalikta-et-proteini-uretildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1salatalik-1.jpg" type="image/jpeg" length="38622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demans Riskini Artıran 3 Faktör Nedir? İşte Detaylar]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/demans-riskini-artiran-3-faktor-nedir-iste-detaylar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/demans-riskini-artiran-3-faktor-nedir-iste-detaylar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütün, yüksek tansiyon ve tip 2 diyabet… Orta yaşlarda bu 3 riskten kaçınanlar demans olmadan uzun süre hayat sürüyorlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Tütün, yüksek tansiyon ve tip 2 diyabet… Orta yaşlarda bu 3 riskten kaçınanlar demans olmadan uzun süre hayat sürüyorlar.</h2>

<p></p>

<p>Bu sonuca New York Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ulaşıldı. Araştırma 12 bin 409 hastayı kapsıyor. Ortalama yaşları 56. Hiçbir demans belirtisi göstermiyorlar.</p>

<p></p>

<p>Araştırma kapsamında geçen 30 yılda bu deneklerden 3 bininde demans görüldü, 5 bin 200’ü de hiçbir demans belirtisi göstermeden öldü. En önemli fark, demansın ortaya çıkmasındaki yaş farkıydı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yukarıda saydığımız 3 risk faktöründen herhangi birine yakalanmayanlar, demans ile karşılaşmadan 30 yıl yaşadılar. Bir başka ayrıntı: Kadınlar erkeklerden en az 13 yıl sonra demans hastası oluyorlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/demans-riskini-artiran-3-faktor-nedir-iste-detaylar</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1demans.jpg" type="image/jpeg" length="56527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Riskinde Göbek Çevresindeki Yağlanmalara Dikkat]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/kanser-riskinde-gobek-cevresindeki-yaglanmalara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/kanser-riskinde-gobek-cevresindeki-yaglanmalara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DKFZ araştırmacıları, fazla kilo ve obezitenin kanser gelişimindeki rolünün bugüne kadar olduğundan düşük hesaplanmış olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Alman Kanser Araştırma Merkezi'nin 458 binden fazla kişi üzerinde yürüttüğü çalışma, fazla kilonun kanser vakalarındaki payının daha önce hesaplanandan yüksek olabileceğini gösterdi. Araştırmaya göre özellikle karın bölgesindeki yağlanma ve kadınlardaki risk dikkat çekiyor.</h2>

<p></p>

<p><strong>Sputnik'te yer alan habere göre, Alman Kanser Araştırma Merkezi (DKFZ)</strong> araştırmacıları, fazla kilo ve obezitenin <strong>kanser gelişimindeki rolünün bugüne kadar olduğundan düşük hesaplanmış olabileceğini</strong> ortaya koydu. Daha önce kanser vakalarının yüzde 2 ila 8'inin fazla kiloyla bağlantılı olduğu düşünülürken, yeni çalışmada bu oranın <strong>yüzde 11.5'e kadar çıkabileceği</strong> belirlendi.</p>

<p></p>

<p>Epidemiyolog <strong>Hermann Brenner</strong> liderliğindeki araştırma ekibi, <strong>UK Biobank'ta kayıtlı 458 bin 543 kadın ve erkeğin</strong> sağlık verilerini inceledi. Katılımcılar ortalama <strong>12 yıl boyunca takip edildi</strong> ve bu süreçte yaklaşık <strong>50 bin yeni kanser vakası</strong> tespit edildi.</p>

<p></p>

<p>Araştırmada fazla kilo ve obezitenin özellikle <strong>kolon, meme ve karaciğer kanseri</strong> riskindeki artışla bağlantılı olduğu, ayrıca <strong>10 farklı kanser türü</strong> açısından önemli bir risk faktörü olduğu belirtildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Göbek çevresindeki yağ neden farklı?</strong></p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar önceki çalışmaların aksine yalnızca <strong>vücut kitle indeksine (VKİ)</strong> bakmadı. Katılımcıların <strong>bel çevresi ve bel-kalça oranı</strong> da değerlendirmeye dahil edildi. Bunun nedeni, VKİ'nin vücuttaki yağın nerede toplandığını göstermemesi.</p>

<p></p>

<p>Çalışmaya göre özellikle <strong>karın bölgesinde biriken yağ dokusu</strong>, vücudun diğer bölgelerindeki yağlardan farklı davranabiliyor. Regensburg Üniversitesi Epidemiyoloji ve Önleme Enstitüsü'nden epidemiyolog <strong>Michael Leitzmann</strong>, karın yağlarının vücutta <strong>uzun süreli iltihaplanmayla ilişkili bir metabolik ortamı</strong> tetikleyebildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Karın bölgesindeki fazla yağ, kana çeşitli sinyal molekülleri salgılayarak <strong>hücrelerin büyümesi ve bölünmesi gibi süreçleri etkileyebiliyor</strong>. Leitzmann, bu mekanizmaların tümörlerin ortaya çıkmasına ve daha sonra büyümesine katkıda bulunabileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar ayrıca önceki çalışmaların neden riski olduğundan düşük hesaplamış olabileceğini de inceledi. Bazı kanserlerin henüz teşhis edilmeden önce <strong>kilo kaybına yol açabilmesi</strong>, fazla kilo ile hastalık arasındaki bağlantının istatistiklerde zayıf görünmesine neden olabiliyor.</p>

<p></p>

<p>Bu etkiyi azaltmak için araştırmacılar, katılımcıların takip edilmeye başlanmasından sonraki ilk yıllarda ortaya çıkan kanserleri değerlendirme dışında bıraktı ve yalnızca <strong>yedinci yıldan sonra teşhis edilen vakaları</strong> hesaba kattı. Bu yöntemde fazla kilo ile kanser arasındaki bağlantının daha belirgin hale geldiği görüldü.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınlarda bağlantı daha güçlü görünüyor</strong></p>

<p></p>

<p>Çalışmada fazla kiloyla bağlantılı kanser oranının <strong>kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksek olabileceğine</strong> ilişkin bulgular elde edildi. Ancak araştırmacılar bu sonucun doğrulanması için benzer yöntemlerle yapılacak yeni çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p><strong>Leitzmann</strong>, olası nedenlerden birinin <strong>hormonlarla ilişkili kanser türleri</strong> olabileceğini belirtti. Fazla kilo; <strong>meme, rahim ve yumurtalık kanserleriyle</strong> ilişkilendirilirken, özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın <strong>östrojen seviyelerinin yükselmesine katkıda bulunabileceği</strong> ifade edildi. Östrojen ise bazı meme kanseri türlerinin büyümesini destekleyebiliyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın bulgularının aynı zamanda kanserden korunma açısından önemli bir mesaj taşıdığını belirten <strong>Leitzmann</strong>, <i>"Obeziteyi önleyerek kanserden korunmaya daha önce düşündüğümüzden daha büyük bir katkı sağlayabileceğimizi açıkça gösteriyor"</i> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/kanser-riskinde-gobek-cevresindeki-yaglanmalara-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1gobek.jpg" type="image/jpeg" length="45630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Yumurta Nasıl Muhafaza Edilmeli?]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/sicak-havalarda-yumurta-nasil-muhafaza-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/sicak-havalarda-yumurta-nasil-muhafaza-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peki, sıcaklarda yumurtayı oda veya mutfak sıcaklığında mı tutmalı, yoksa buzdolabına mı koymalı? İşte detaylar..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Yumurta sıcaklara karşı çok duyarlı. Dışarıdaysa kısa sürede bozulabiliyor.</h2>

<p></p>

<p>Peki, sıcaklarda yumurtayı oda veya mutfak sıcaklığında mı tutmalı, yoksa buzdolabına mı koymalı?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Termometre yükselmeye başladığında günlük alışkanlıkların bazılarını gözden geçirmek gerekiyor. Bunların başında yumurtanın tazeliğinin korunması geliyor. Marketlerde olduğu gibi açık havada mı tutmalı, yoksa buzdolabına mı koymalı?</p>

<p></p>

<p>Cevap bir ölçüde mutfağın ısısına bağlı.</p>

<p></p>

<p>Aslında satın alır almaz yumurtayı buzdolabına koymak gerekmiyor. Yeter ki, serin ve kuru bir yere konulsun. Dışarıda yumurta için ideal sıcaklık 10-15 derece arasında olmalı. Işıktan uzak tutulmalı. Fırın, ocak gibi sıcaklık kaynağı yerden uzak olmalı.</p>

<p></p>

<p>Ancak hava sıcaklığı 25 dereceyi geçince koşullar değişiyor. Mutfak hızla ısınıyor. Bu durumda yumurtaları buzdolabına koymak en garantili çözüm oluyor.</p>

<p></p>

<p>Dikkat: Yumurtaları buzdolabına koyduktan sonra yiyeceğiniz kadarını çıkarın. Hepsini çıkarırsanız kesinlikle bozulur…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/sicak-havalarda-yumurta-nasil-muhafaza-edilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1yumurta-2.jpg" type="image/jpeg" length="52485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde Yaşlılık Hastalığı Hızla Yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/genclerde-yaslilik-hastaligi-hizla-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/genclerde-yaslilik-hastaligi-hizla-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser çok uzun süre bir yaşlılık hastalığı olarak görüldü. Ancak şimdi gençleri fena vuruyor. Ve her kuşakta kansere yakalanma yaşı daha da aşağı iniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Kanser çok uzun süre bir yaşlılık hastalığı olarak görüldü. Ancak şimdi gençleri fena vuruyor. Ve her kuşakta kansere yakalanma yaşı daha da aşağı iniyor.</h2>

<p></p>

<p><strong>DW'de yer alan habere göre,</strong> Bağırsak ve kemik iliği kanseri gibi bazı kanser türleri genç yetişkinlerde giderek daha sık görülüyor. Yeni bir araştırmaya göre bunun nedeni gençler biyolojik olarak daha hızlı yaşlanması olabilir.</p>

<p></p>

<p>Güncel bir araştırma, gençlerde kronolojik ve biyolojik yaş arasındaki farkın büyümesiyle erken yaşta ortaya çıkan kanserler arasında ilk kez bir bağlantıya işaret ediyor. Susanna, bağırsak kanseri teşhisini aldığında 28 yaşındaydı. Andre ise 34 yaşında akciğer kanserine yakalandı.</p>

<p></p>

<p>Sosyal medyada <strong>bu hastalıklarla mücadelelerini</strong> anlatan Susanna ve Andre artık istisna değil. Alman Kanser Araştırma Merkezi (DKFZ), Almanya'da 20-39 yaş grubunda bağırsak kanseri görülme sıklığının belirgin şekilde arttığını kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar ABD'de de benzer bir eğilim gözlemliyor; üstelik hastalık oranları Almanya'dakinden daha yüksek. Ayrıca kemik iliği kanseri ve rahim gövdesi (endometrium) kanseri gibi bazı kanser türleri de gençlerde giderek daha sık teşhis ediliyor.</p>

<p></p>

<p>Oysa kanser, temelde ileri yaş hastalığı olarak kabul ediliyor. Alman Kanserle Mücadele Vakfı (Deutsche Krebshilfe) verilerine göre, kadın ve erkeklerde kanser tanısı konulan kişilerin ortanca yaşı 69. Kanser hücreleri, genlerin belirli bölümlerinde meydana gelen değişikliklerin artık onarılamaması sonucu oluşuyor. Yaş ilerledikçe bu onarım sisteminin kapasitesi de azalıyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>Kronolojik yaş ile biyolojik yaş arasındaki fark büyüyor</strong></h3>

<p></p>

<p><strong>ABD'nin</strong> Missouri eyaletindeki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden (Washington University School of Medicine in St. Louis) araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, 50 yaşın altındaki kişilerde bazı kanser türlerinin neden giderek daha sık görüldüğüne dair önemli bir ipucu sunuyor. Araştırmaya göre, genç bireylerde kronolojik yaş ile biyolojik yaş arasındaki fark daha büyük.</p>

<p></p>

<p>Kronolojik yaş, doğumdan bu yana geçen yılların sayısını ifade ediyor. Biyolojik yaş ise vücuttaki yaşlanma süreçlerinin ne ölçüde ilerlediğini gösteriyor. Farklı organlar ve dokular farklı hızlarda yaşlanabiliyor. Başka bir ifadeyle, aynı kişinin karaciğeri, beyni ve kalbi birbirinden farklı biyolojik yaşlara sahip olabiliyor; bu da kişinin gerçek yaşından önemli ölçüde ayrışabiliyor.</p>

<p></p>

<p>Köln Üniversitesi Hastanesi'nde hematoloji ve onkoloji uzmanı olarak görev yapan Ron Jachimowicz, gençlerde kronolojik ve biyolojik yaş arasındaki farkın büyümesiyle erken yaşta ortaya çıkan kanserler arasında ilk kez böyle bir bağlantı kurulduğunu belirtiyor. Ancak, aynı zamanda Max Planck Yaşlanma Biyolojisi Enstitüsü'nde bir araştırma grubunun başkanı olan Jachimowicz önemli bir uyarıda bulunuyor: "Unutulmaması gereken nokta, bunun korelasyona dayalı bir çalışma olması."</p>

<p></p>

<p>Jachimowicz, bu nedenle araştırmanın nedensel bir ilişki ortaya koymadığını, yalnızca bazı ipuçları sunduğunu belirtiyor. Ancak bu bulgular bilimsel açıdan tutarlı. Çünkü araştırmacılar zaten biyolojik yaşlanmanın kanser riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu biliyordu.</p>

<p></p>

<h3><strong>Biyolojik yaş nasıl ölçülüyor?</strong></h3>

<p></p>

<p>Biyolojik yaşı belirlemek ise kolay değil. Tek başına kesin sonuç veren bir test bulunmuyor. Bunun yerine farklı ölçütler birlikte değerlendiriliyor. Araştırmacılar epigenetik testlerle DNA'daki kimyasal değişiklikleri inceliyor, belirli kan değerlerini analiz ediyor ve kromozomların uçlarındaki koruyucu yapılar olan telomerlerin uzunluğunu ölçüyor. Ayrıca organ ve vücut fonksiyonlarını değerlendiren fizyolojik testler ile bilişsel değerlendirmeler de yapılıyor.</p>

<p></p>

<p>Bir kişinin farklı organlarının farklı biyolojik yaşlara sahip olabileceği belirtiliyor. Yeni çalışmanın yazarları da bu yöntemlerin bir kombinasyonunu kullandı. Bunun için İngiltere'deki biyomedikal veri bankası UK Biobank'ta yer alan 150 binden fazla kişinin verilerini analiz ettiler.</p>

<p></p>

<h3><strong>Genç kuşaklarda fark daha belirgin</strong></h3>

<p></p>

<p>Araştırmaya göre 1965-1974 yılları arasında doğan kişilerde, 1950-1954 doğumlulara kıyasla kronolojik ve biyolojik yaş arasındaki fark belirgin biçimde daha fazla. İncelenen kişiler gençleştikçe bu farkın daha da arttığı gözlemlendi. ABD'de 10 binden fazla kişi üzerinde yapılan ek analizlerde, 1990-1999 yılları arasında doğanlarda bu farkın, 1965-1969 doğumlulara göre daha da büyük olduğu görüldü.</p>

<p></p>

<p>Araştırmanın yazarları şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>

<p></p>

<p>"<strong>Avustralya</strong>, Kanada, İngiltere ve ABD'de 1990'lı yıllarda doğan kişilerin erken yaşta bağırsak kanserine yakalanma riski, 1960'larda doğanlara kıyasla en az dört kat daha yüksek."</p>

<p></p>

<h3><strong>Biyolojik yaş değiştirilebilir mi?</strong></h3>

<p></p>

<p>Eskiden biyolojik yaşın yüzde 75 ila 90'ının yaşam tarzına bağlı olduğu düşünülüyordu. Ancak Jachimowicz'e göre durum böyle değil: "Biyolojik yaşın yaklaşık yüzde 50'sini etkileyebiliriz. Kalan yüzde 50 ise genetik olarak belirleniyor."</p>

<p></p>

<p>Yaşlanma sürecini yavaşlatan etkenler ise düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, alkol ve uyuşturucudan uzak durmak gibi klasik yaşam tarzı önerileri. Jachimowicz'e göre sosyal ilişkiler de en az bunlar kadar önemli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3><strong>Gençler neden daha hızlı yaşlanıyor?</strong></h3>

<p></p>

<p>Peki, genç kuşaklar neden anne babalarından ve büyükannelerinden, büyükbabalarından biyolojik olarak daha hızlı yaşlanıyor? Tanwei Yuan, bu sorunun kesin yanıtının henüz bilinmediğini, ancak bazı olası açıklamalar bulunduğunu söylüyor. Heidelberg'deki Alman Kanser Araştırma Merkezi 'nde (DKFZ) klinik epidemiyoloji alanında çalışan Yuan'a göre, gençler daha erken yaşlarda obez oluyor ve yaşamlarının daha büyük bölümünü fazla kilolu geçiriyor.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca <strong>ekran karşısında geçirilen sürenin artması</strong> nedeniyle daha fazla oturuyor ve daha kötü uyuyorlar. Yuan da yeni çalışmanın, kanser araştırmacılarının öne sürdüğü hipotezleri destekleyen önemli ipuçları sunduğu görüşünde.</p>

<p></p>

<h3><strong>"Kendinizi iyi hissetmiyorsanız doktora gidin"</strong></h3>

<p></p>

<p>Yuan, erken yaşta <strong>kanseri önlemek için</strong> sağlıklı yaşam tarzının önemini vurguluyor. Bunun yanı sıra şu tavsiyede bulunuyor: "Kendinizi iyi hissetmiyorsanız doktora gidin ve tarama yapılmasını isteyin." Yuan bunu kişisel deneyimine dayanarak söylüyor. Bir süre kendini iyi hissetmemesinin ardından, geçen yıl 32 yaşındayken bağırsağında bir polip tespit edildiğini anlatıyor.</p>

<p></p>

<p>Bağırsak polipleri başlangıçta iyi huylu olsa da tedavi edilmezlerse kansere dönüşebiliyor. Bu nedenle vücudun verdiği sinyallere dikkat etmek ve gerektiğinde harekete geçmek büyük önem taşıyor. Peki, doktorlar biyolojik yaşı ölçebilir mi? Jachimowicz'e göre bugün için bunun yanıtı hayır. Biyolojik yaşın belirlenmesinin hala bilimsel araştırmaların konusu olduğuna dikkat çeken uzman, bunun henüz rutin klinik uygulamanın bir parçası olmadığını kaydediyor.</p>

<p></p>

<p>Jachimowicz, diğer yandan özellikle kanserin önlenmesi ve erken müdahale açısından bu alandaki çalışmaların gelecekte klinik uygulamaya taşınması gerektiği görüşünde. Ona göre yeni araştırma da bu nedenle önemli; çünkü bilim insanlarının bundan sonra hangi alanlara odaklanması gerektiğine işaret ediyor: "Bunlar şimdilik geleceğe yönelik çalışmalar. Ama gerçekten çok heyecan verici."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DW</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/genclerde-yaslilik-hastaligi-hizla-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1hastalik.jpg" type="image/jpeg" length="56489"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İltihabı Önleyen Beslenme Rejimi Alzheimer Riskini Azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/iltihabi-onleyen-beslenme-rejimi-alzheimer-riskini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/iltihabi-onleyen-beslenme-rejimi-alzheimer-riskini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çokça meyve, sebze, ot ve balık yiyin… Bunlar iltihaplanmaya karşı en doğal kalkanlar. İşte detaylar..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Çokça meyve, sebze, ot ve balık yiyin… Bunlar iltihaplanmaya karşı en doğal kalkanlar.</h2>

<p></p>

<p>Yapılan yeni bir araştırmada, iltihaplanmayı önleyen beslenme rejimi uygulayan yaşlılarda Alzheimer ve demans riskinin yüzde 29 azaldığı açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Araştırma 15 yıl boyunca izlenen 1.865 yaşlının sağlık durumlarına dayandırıldı. Bilim insanları Alzheimer ve demans riskini ölçmek için deneklerin düzenli aralarla kan tahlillerini yaptılar ve sonuçları not ettiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/iltihabi-onleyen-beslenme-rejimi-alzheimer-riskini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1beslenme.jpg" type="image/jpeg" length="88003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alışkanlıklar Değişirse Milyonlarca Kanser Vakası Önlenecek]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/aliskanliklar-degisirse-milyonlarca-kanser-vakasi-onlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/aliskanliklar-degisirse-milyonlarca-kanser-vakasi-onlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşam biçiminin kanserle ilişkisini belirlemek için dünya çapında bir araştırma yapıldı. İşte haberin detayları..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Yaşam biçiminin kanserle ilişkisini belirlemek için dünya çapında bir araştırma yapıldı. Tütün, alkol, beslenme rejimi ve hava kirliliğinin kanserle ilişkisi üzerinde duruldu.</h2>

<p></p>

<p>Dünyada her yıl milyonlarca kişi kanserden ölüyor. Oysa bu ölümlerin ciddi bir bölümü önlenebilir. Sadece alışkanlıkları değiştirerek. Verilere göre, kanserden ölümlerin 4,5 milyonu doğrudan alışkanlıklardan kaynaklanıyordu.</p>

<p></p>

<p>Kanserin ortaya çıkmasına yol açan 34 risk faktörü ile 23 kanser türü arasındaki bağlantı mercek altına alındı. Sonuç; Kanserden ölümlerin en az yüzde 42’si önlenebilir. Başlıca sorumlular: Tütün, alkol, dengesiz beslenme, obezite ve mesleki riskler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>İlk sırayı tütün alıyor. Onu alkol ve beslenme riskleri izliyor. Daha sonra obezite, işyerindeki kanserojen risklere maruz kalma geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/aliskanliklar-degisirse-milyonlarca-kanser-vakasi-onlenecek</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1kanser1.jpg" type="image/jpeg" length="42622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Akım Yüz Estetiği Yerine Elleri Gençleştirmek]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/yeni-akim-yuz-estetigi-yerine-elleri-genclestirmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/yeni-akim-yuz-estetigi-yerine-elleri-genclestirmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yıl ellerin gençleştirilmesi konuş, sosyal medya platformlarında en önemli sağlık konuları arasına girdi. Estetik cerrahları da bu eğilime katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bu yıl ellerin gençleştirilmesi konuş, sosyal medya platformlarında en önemli sağlık konuları arasına girdi. Estetik cerrahları da bu eğilime katıldı.</h2>

<p></p>

<p>Eller, yaşlılığın en önemli belirtisi. Çünkü gün boyunca güneşin, suyun ve dokunduğunuz her şeyin etkisindeler.</p>

<p></p>

<p>Yaşlanmayı tedavi sektörü vücudun yüz ve göğüs dekoltesi bölümlerinden sonra “Eller”e yoğunlaştı. Çünkü bir çok kadında yüz, göğüs ve el yaşlanması arasında dengesizlik var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Yaşla birlikte ellerin cildi inceliyor ve kemikier ile kırışıklıkları ortaya çıkarıyor. Dahası ellerin üzerinde güneş lekele belirebiliyor.</p>

<p></p>

<p>İşte bu nedenle estetik cerrahi şimdi el gençleştirme seçeneğine yöneldi. Bu, özellikle ABD’de çok yaygın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/yeni-akim-yuz-estetigi-yerine-elleri-genclestirmek</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1el.jpg" type="image/jpeg" length="81469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Giderek Daha Fazla İnsan Ete Alerji Duyuyor]]></title>
      <link>https://www.gununicinden.com/giderek-daha-fazla-insan-ete-alerji-duyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gununicinden.com/giderek-daha-fazla-insan-ete-alerji-duyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dergisi “Nature” alarm zillerini çaldı: Dünyada giderek daha çok insan “Alfa-gal” sendromuna yakalanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bilim dergisi “Nature” alarm zillerini çaldı: Dünyada giderek daha çok insan “Alfa-gal” sendromuna yakalanıyor. Bu, bazı et türlerine karşı alerji duymak anlamına geliyor.</h2>

<p></p>

<p>ABD’de en az 500 bin kişinin bu alerjiye yakalndığı, Avrupa’da da hızla yayıldığı bildirildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte uzmanların tespitleri:</p>

<p></p>

<p>Bu alerjinin ilk işaretleri yemekten saatler sonra ortaya çıkmaya başlıyor.</p>

<p></p>

<p>Alerji özellikle sığır, domuz, kuzu ve av hayvanlarının etleri tüketildiğinde kendini gösteriyor. Çünkü bu etlerde şeker zinciri var.</p>

<p></p>

<p>Kümes hayvanları, balık ve deniz ürünleri bu alerjiye neden olmuyor.</p>

<p></p>

<p>Bu alerjiyi teşhis etmek kolay değil.</p>

<p></p>

<p>Kabuklu çerezlere veya kabuklu deniz hayvanlarına alerji hemen ortaya çıkıyor. Ancak “Alfa-gal”da durum farklı. İşaretleri ancak yemekten saatler sonra kendini göstermeye başlıyor. Genellikle de gece yarısından sonra. Bu alerji bazen tansiyonun ciddi biçimde düşmesine neden olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gununicinden.com/giderek-daha-fazla-insan-ete-alerji-duyuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gununicindencom.teimg.com/crop/1280x720/gununicinden-com/uploads/2026/08/1et.jpg" type="image/jpeg" length="50658"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
