Size bu yazımda her an herkesin başına gelebilecek bir sağlık öyküsü anlatacağım. İşte detaylar..
Size bu yazımda her an herkesin başına gelebilecek bir sağlık öyküsü anlatacağım.
Türkçe’de bir deyim var: “Evlerden uzak dursun…”
Ancak ne yazık ki, hastalıklar, daha önemlisi ölümcül hastalıklar, evlerden uzak durmuyor, tam tersine umulmadık bir anda kapınızı çalıyor…
Bir gün kendinizi son derece sağlıkla hissederek sıradan bir kontrol için doktora gittiğinizde, hekim size kansere yakalandığınızı söylese ne yaparsınız? Dünyanızın ve hayatınızın bir anda çökmese bile alt-üst olmasını nasıl karşılarsanız? Ölümü mü düşünürsünüz? Anlatmak zor…
İşte yaşanmış, dünyanın her yerinde yaşanmaya yaşanmaya devam edilecek öykümüz…
---
Lüksemburg posta idaresi başkanı Claude Strasser’in mutlu bir hayatı vardı. Orta yaşların başında, 53 yaşındaydı. Sağlıklıydı. Eşi ve 2 çocuğuyla huzurlu bir yaşam sürdürüyorlardı. Eh, kazancı da evi rahat rahat geçindirecek düzeydeydi.
Bir gün rutin bir kontrol için doktora gitti ve hayatının şokunu yaşadı. Doktor “Lösemiye yakalanmışsınız” demişti.
Claude Strasser “Sanki dünya başıma yıkıldı. O teşhis anında hissettiklerimi anlatacak dünyanın hiçbir dilinde hiçbir sözcük yok.”
Daha sonra “Facebook” sayfasından teşhis sonrası hayatını anlatmaya başladı.
Ona konulan teşhis şöyleydi: “Sendeki kan kanseri. Ayrıca kemik iliğine sıçramış. Bunlara akyuvarların anormal ölçüde üremesi neden oluyor.”
Strasser devamını şöyle anlattı: “Hastanenin onkoloji bölümüne gittiğimde durumumun ne kadar ciddi olduğunu farkettim. O andan itibaren doktorumun tavsiyelerini harfi harfine uygulamaya karar verdim. Çünkü doktorunuzla sizin arasında güven ilişkisi olursa tedavi daha kolay geçiyor. Dediğim gibi, durumum ciddiydi ama doktorum ‘Korkacak bir şey yok’ diyordu, bu da beni rahatlatıyordu.”
Strasser başlangıçta hastalığını sadece yakınlarına açıkladı. Ancak çok önemli bir görevi vardı, hemen bırakamazdı. “Çalışanlarıma sağlığımla ilgili açıklamayı uzun süre düşündüm. Kolay değildi. Çünkü kurumda da ilişkileri ve işleyişi derinden etkileyecekti” diye anlattı.
Kliniğe yatmadan birkaç gün önce bir mesaj hazırladı. Bu mesajı iç haberleşmede yayınladı, sonra yönetim kurulu başkanını bilgilendirdi. “Zor bir andı. Ama yüzüne karşı açıklamak beni rahatlattı. Böylece tüm personel öğrenmiş oldu, ben de bu yeni koşulları elimden geldiğince sıkıntısız atlatmaya çalıştım. Zira iyi bir iletişimin sorunların daha kolay çözülmesine yardım ettiğine inanıyordum.”
Sonunda aylar sonra işine döndü. Kimbilir daha ne kadar süre için…
Şimdi kansere yakalanmış personelinin ve yakınlarının tedavisine destek için kurduğu “Kanser Vakfı” ile her yıl etkinlik düzenliyor, bağış topluyor. Çok da başarılı sonuçlar elde ediyor.
---
Benim şoförümün başına da bunlar geldi. Fıtık nedeniyle gittiği hastanede akciğer kanserine yakalandığını öğrendi. Ardından tümör metastas yaptı. Ve öldü!
---
Soruyorum; sıradan bir kontrol için güle oynaya gittiğiniz doktor size “Kötü bir haberim var: Kansere yakalanmışsınız” dese ne yaparsınız? Hayata bakışınız ne kadar değişir? Daha önce ölümü hiç düşünmemişseniz veya hayat-ölüm ilişkisini hiç sorgulamamışsanız, kalan günlerinizi nasıl düzenleyebilirsiniz?
Yaşamak zor. Ancak kendini ölüme hazırlamak daha da zor.
Ama bir gün herkes ölümü tadacak…