Radyoları yenmişti ama TV’ye ve onu izleyen ve çığ gibi büyüyen diğer mecralara yenik düştü. Özellikle de sosyal medyaya.
Evet, bir zamanlar basın vardı. Artık yok.
Basın da, onu zirvede tutan adlı-adsız kahramanlarıyla, emekçileriyle birlikte öldü.
Radyoları yenmişti ama TV’ye ve onu izleyen ve çığ gibi büyüyen diğer mecralara yenik düştü. Özellikle de sosyal medyaya.
Öyle ya; uygarlığın ve teknolojinin gelişmesinin önüne geçilebilir mi?
---
Gazeteler geçmişte iyi kar ediyorlardı. 1990’lara kadar.
Örneğin, Hürriyet bir imparatorluktu.
O kadar ki, Genel Yayın Koordinatörü rahmetli Seçkin Türesay reklam-haber dengesini gözetmek, reklamların gazeteyi boğmasını önlemek için her sabah sayfa planlarını tek tek gözden geçirirdi. “Şunu atın” derdi bir ilanı göstererek, “Şunu söyleyin yarına ertelesinler…”
İlan servisinin o dönemde bugünkü gibi gücü yoktu.
Gıklarını çıkaramazlardı.
Çünkü gazeteler kazanıyordu.
Ve Hürriyet o kadar kar ederdi ki, yıl sonunda yöneticilere, 2-3 maaş tutarında dolgun zarflar dağıtırdı.
O kadar çok para kazanıyordu ki Hürriyet, rahmetli, velinimetim Erol Simavi hayatını İsviçre’de, Monako’da yaşıyordu.
Allah’ı var. Aydın Doğan’ın da eli açıktı. Çalışanlarına, özellikle de yöneticilerine villa, araba armağan ediyordu.
---
Sonra aptalca bir promosyon yarışı başladı ve rüya bitti.
Önce Tercüman battı.
Sonra Sabah.
Hürriyet ise el değiştirdi.
Sonra TV kanalları, internet, sosyal medya, Youtube, TikTok derken, basının böğrüne onlarca bıçak saplandı.
Şimdi bütün gazeteler yerlerde sürünüyor…
Net, hilesiz-hurdasız satışı 50 binleri bulabilen gazete kaldı mı? Sanmıyorum.
Ve böyle bir boğucu ortamda tüm gazetelerde reklam servisleri ve insan kaynakları birinci güç ya da yetki sahibi konumuna geldi.
Tüm bunları New York Times ile birlikte basına gerçekten “Dördüncü Güç” dedirten Washington Post’un yaşadığı deprem çağrıştırdı.
Daha önce haber yaptık; “Amazon”un patronu ve Washington Post’un sahibi Jeff Bezos, 800 gazeteciden 300’ünün işine son verdi.
O kadar acımasız oldu ki bu tasfiye, örneğin gazetecilerden bazıları Ukrayna savaş cephesinde görev yaparken kovulduğunu öğrendi.
Kovulan gazetecilerden biri, Dave Sheinin, durumu şöyle anlattı: “27 yıldır çalışıyordum. Bu bizim için bir tutkuydu. Onlar için ise muhasebe kayıtlarında bir satır. İnsan üzülüyor.”
Bezos bu tasfiyeye gerekçe olarak gazetenin geçen yıl 100 milyon Dolar zarar etmesini gösterdi. Ama asıl neden Bezos’un başkan Donald Trump’ın gözüne girmek isteği.
O kadar ki, First Lady Melania Trump’ın Beyaz Saray’daki hayatıyla ilgili belgesele on milyonlarca Dolar’ı gözünü kırpmadan harcadı.
---
Yazılı basının öldüğünü ve patronların sadece iktidara yakın olmak derdine düştüklerini söylemekte haksız mıyım?