Ama ip uzunsa derdinizle baş başa, artık hiçbir tat almadığınız hayatın bir an önce sonuçlanması için ipi kalan var gücünüzle çekmeye çalışırsınız.
Hayat ne kadar uzarsa, ölüm çilesi de o kadar artar.
Çevrenizin boşaldığını fark ettiğinizde, ölümü iple çekersiniz.
Ama ip uzunsa derdinizle baş başa, artık hiçbir tat almadığınız hayatın bir an önce sonuçlanması için ipi kalan var gücünüzle çekmeye çalışırsınız.
---
Bütün bunları bana iki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Burhan Özfatura’nın ölümü anımsattı…
---
Onlar ayrılmaz ikiliydi: Burhan Özfatura ve onun Genel Sekreteri Galip Halıcı.
İzmir Defterdarlığı’nda da birbirinin halef-selefiydi.
Belediyede de ayrılmaz ikili oldular.
İkisi de muhafazakardı. Ama Galip Bey içki kullanıyordu. Birlikte içiyorduk.
---
Burhan Özfatura her Cuma namazını farklı bir camide kılıyordu.
Galip Halıcı da ona eşlik ediyordu.
Ben caminin çıkışında bekliyor, “Bu akşamki programımız ne?” diye fısıldıyordum.
Burhan Bey bu fısıltıyı bile duyuyor, gülerek konuşuyordu:
“Bre zındıklar, öğlen namaz, akşam sefahat. Herhalde içkiden sonra kumar da vardır!”
Evet vardı, iki duble içtikten sonra poker masasına oturuyorduk.
Öyle aman aman bir paraya değil.
10, 20 kuruşuna, 1 lirasına…
Rest çeken masaya en fazla 5 lira koyabiliyordu.
En çok kaybeden masadan 50 lira zararla kalkıyordu…
O da buluştuğumuz Deniz Bostanlısı’ndaki Emlak Kredi Bankası lokalinin personeline gidiyordu…
---
Bazı haftalar sıkılırdık.
“Haydi balık yemeğe gidelim…”
Ver elini Foça.
Üşenmeden Karşıyaka’dan Foça’ya gider, balık yerdik…
---
Önce Galip Halıcı öldü. 2023 Mart’ında.80 yaşındaydı. . Nedeni: Beyin kanaması. Geriye 3 çocuğu kaldı.
---
Özfatura’nın sözleri hala kulaklarımda çınlıyor.
Yılbaşını izleyen günlerde rahmetli Hamdi Türkmen ile ziyaretine giderdik. Neden gittiğimizi bilirdi. Çay eşliğinde sohbetten sonra konuşurdu: “Zındıklar, neden geldiğinizi biliyorum. Arka odaya gidip dolabı açın, birer şişe içkinizi alın. Ama birer şişe. Çünkü diğer zındıklara da bir şeyler kalmalı…”
Yılbaşı hediyesi olarak gönderilen içkilerdi bunlar…
Gider, birer şişe viski alırdık.
Şişelerimize bakıp gülerdi…
---
Kamu görevi bittikten sonra evine çekildi. Siyasetle ilgilenmedi.
Birkaç gün önce fenalaştığını, hastaneye kaldırıldığını öğrendim.
Kalbi durmuştu. Çalıştırmak ve hayata döndürmek için doktorlar çok uğraştı. Ama olmadı. 83 yaşındaydı.
Son yıllarını çok sıkıntılı geçirmişti.
Geriye kulaklarımda çınlayan ünlü deyişi ve de dünyada bir hoş seda kaldı: “Bre zındıklar…”